Ali Özdemir - Merkez Medya

AK Parti Sözcüsü Çelik: Ateşkes ortamının muhakkak surette korunması ve devam ettirilmesi gerekir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD ve İran görüşmelerine ilişkin, "Bizim buradaki tutumumuz barış görüşmelerinin devam etmesi gerektiğidir. Bunun sağlanması için ateşkes ortamının muhakkak surette korunması ve devam ettirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.

13 Nis 2026 - 20:01 YAYINLANMA
AK Parti Sözcüsü Çelik: Ateşkes ortamının muhakkak surette korunması ve devam ettirilmesi gerekir

AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

MYK toplantısında bölgesel ve küresel gelişmelerin konuşulduğunu belirten Çelik, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın tarafından bir sunum ve değerlendirme yapıldığını söyledi.

Toplantıda, İran ve Irak'taki gelişmeleri, İsrail'in Lübnan'a, Gazze'ye ve Batı Şeria'ya dönük saldırgan politikalarını kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını aktaran Çelik, "Terörsüz Türkiye" ve terörsüz bölge konusunun da bütün boyutlarıyla değerlendirmeye devam edildiğini bildirdi.

Bütün dünyanın gözünün ABD-İran görüşmelerinde olduğunu belirten Çelik, "İslamabad'da maalesef ilk turda bu barış görüşmeleri sonuçlanamadı. Bizim buradaki tutumumuz barış görüşmelerinin devam etmesi gerektiğidir. Bunun sağlanması için ateşkes ortamının muhakkak surette korunması ve devam ettirilmesi gerekir. Bu kadar ağır bir konuda, bir turda bir sonuç alınmasını beklemek zaten doğru bir şey değil. Hürmüz Boğazı meselesi, nükleer program meselesi, birilerinin iddia ettiği nükleer silah meselesi aynı zamanda orada savaşın, saldırganlığın sonunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminatlar meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu bu." değerlendirmesinde bulundu.

"Görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor"

Çelik, ABD ve İsrail'in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel güvenlik hem küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktığının altını çizdi.

Buradaki tablonun sadece bölge barışını değil, bütün dünyayı etkileyeceğini daha önce de ifade ettiklerini anımsatan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Gelinen noktada artık NATO meselesi içerisinde bile çatlak olacak, Batı ittifakının içerisinde bile çatlak olacağı bir noktaya gelinmiş oldu. Tabii tüm bunlar olurken İsrail'in barışı sabote etme faaliyetleri aynen devam ediyor. Mesela Lübnan'da Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi insansızlaştırmaya çalışıyor, Lübnan'ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze'yi insansızlaştırmaya çalışıyor, Batı Şeria'yı da Gazzeleştirmeye çalışıyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bu tablodan bakıldığı zaman barışın korunması daha kıymetli, daha önemli bir durum haline gelmiştir. O yüzden barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor."

"Türkiye'nin iradesi barıştan yanadır"

Barış iradesi olduğu için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve soykırım şebekesinin bakanlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırdığını anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

"Burada hakkaniyetin, hukukun etrafında durarak, bu barışın hayata geçmesi için elden gelen her şey Türkiye tarafından ortaya koyuluyor. Bu açıdan bakıldığında da Türkiye'nin muhalefet partileri dahil bir bütün olarak Netanyahu ve soykırım şebekesine karşı, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'nın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarının korunması hususunda gösterdiği birlik bütünlük takdire şayandır. Bundan da bütün siyonist emelleri olanların, emperyalist emelleri olanların, Türkiye'ye karşı husumeti olanların doğru mesajı alması gerekir.

Tabii Lübnan'ın Litani Nehri'ne kadar olan kısmının boşaltılması, 3'te birlik bir bölgenin İsrail tarafından işgal edilmesi hiçbir şekilde dikkatimizden kaçmıyor. İsrail'in tekrar Suriye'ye karşı birtakım eylemlerde bulunmak için fırsat kollaması, Gazze'deki durumun devam etmesi, Batı Şeria'daki durum ve şimdi İran'da çıkan tablo çok daha büyük bir kaosun İsrail tarafından ortaya koyulmaya çalışıldığını gösteriyor. Onun için Cumhurbaşkanı'mız Birleşmiş Milletler kürsüsünde defalarca sordu: 'İsrail'in sınırları nedir?' diye. İsrail'in buna verdiği bir cevap yok. Sınırlarını deklare etmeyen tek devlet İsrail. Niçin? Çünkü yayılmacılık ve işgalcilik devam etsin diye bunu yapıyor. Burada Türkiye'nin iradesi barıştan yanadır. Hem bölgesel barışın korunması hem küresel barışın korunması açısından Cumhurbaşkanı'mızın ortaya koyduğu dirayetli siyaset, herkes için bir pusuladır. Türkiye, bunu sonuna kadar koruyacaktır. İslamabad'daki bundan sonra ikinci, üçüncü tur olur, bu görüşmelerin yapılması gerektiğini, bu şekilde yola devam edilmesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz."

Öte yandan Fransız çimento firması Lafarge'ın terör örgütlerini Suriye'de finanse ettiğine ve hem DEAŞ'ın hem de Fransız devlet yetkililerinin gözetiminde bunun yapıldığına dair bir dava sürecinin yürütüldüğünü anımsatan Çelik, "Savcının iddianamesinde Lafarge'ın DEAŞ'a, PKK'ya destek verdiği, tüneller kazdığı, karargahlar oluşturduğu söyleniyordu. Netice itibarıyla bugün dava sonuçlandı. Lafarge mahkum edildi. Bu aslında Batılı bazı organizasyonların güya teröre karşıyız diye çok konuşan siyasetçilerin gölgesinde nasıl teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir." değerlendirmesinde bulundu.

"Hiçbir mana ifade etmeyen, hiçbir zemini olmayan bir söz"

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik'e, Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba'nın Türkiye'ye yönelik diplomatik tehditleri ve sonrasındaki geri adımına ilişkin değerlendirmesi soruldu.

Uganda'daki Genelkurmay Başkanı'nın söylediklerinin manası anlaşılmadığına işaret eden Çelik, Türkiye'nin Uganda ile Uganda'nın da Türkiye ile bir sorunu olmadığını vurguladı.

Çelik, bahsi geçen kişinin başka ülkelerle ilgili de bağlamı ve zemini olmayan açıklamalar yaptığını ifade ederek, "Daha sonra bu açıklamaları düzeltmeye çalıştı. Türkiye'den Uganda'ya yönelen ses, dostluk sesidir. Türkiye'den Uganda'ya yönelen bütün duygular, kardeşlik duygularıdır oradaki Uganda halkına dönük olarak. Bu açıklama yanlış bir açıklamadır. Onun düzeltilmesi gerekir. Hiçbir mana ifade etmeyen, hiçbir zemini olmayan bir söz. Ama o şahıs bunu başkalarıyla ilgili de söyledi. Umarız ki bundan sonrasında daha dikkatli, daha sağduyulu konuşmalar yaparlar." diye konuştu.

"Türkiye Macaristan arasındaki iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz"

Macaristan'da yapılan genel seçim sonuçlarını Türkiye'nin nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine Çelik, Macar halkının iradesine saygı duyduklarını dile getirdi.

Eski Başbakan Viktor Orban ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ortak çalışmaları olduğunu ve Orban'ın Türkiye'yi seven, Türkiye'ye müzahir ve yakın ilişkiler kurmak isteyen bir siyasetçi olduğunu aktaran Çelik, şunları kaydetti:

"Yeni dönemde, yeni seçilenleri Macar halkına duyduğumuz saygı gereği tebrik ediyoruz. Onlarla da Türkiye- Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz. Geçen gün birisi diyordu 'Niye bu mizah dergilerinin sayısı azaldı?' diye. Ben de bazı CHP'li siyasetçileri örnek göstermiştim, mizah dergileri konusundaki açığı kapatıyorlar diye. Siz sorunca şimdi aklıma geldi. Bugün birkaç tanesi Macaristan'daki seçimleri örnek göstererek, Cumhurbaşkanı'mız ile Orban arasındaki yakınlığa atıf yaparak, Türkiye'de de seçim sonuçlarının böyle olacağını söylemiş. Tabii bu kadar zeminsiz, bu kadar basiretsiz, alakasız iki ülkeyi mukayese eden, iki ülke arasında paralellikler kuran bir zihnin CHP'de olması, CHP rakibimiz olmasına rağmen biz bunu üzüntü verici buluyoruz. Bu şekilde düşünenlere de tavsiyemiz şudur: Türkiye'de sürekli olarak yanlış yapıyorlar, gaf yapıyorlar. Madem bu kadar Macaristan'daki seçimler onlar için referanstır, CHP'den ayrılıp Macaristan'da siyaset yapmaları kendileri için daha sağlıklı bir ortam oluşturabilir."

Bir basın mensubunun "Bazı bakanlıkların ayrılmasının gündemde olduğu konuşuluyor. Detay verebilir misiniz?" sorusu üzerine Çelik, bakanlıkların ayrılması ya da birleşmesiyle ilgili bir gündemin MYK'de konuşulmadığını, böyle bir gündemin bulunmadığını belirtti.

"DEM Parti Genel Başkanlarının ve sözcülerinin 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölgeye ilişkin AK Parti'ye bazı eleştirileri oldu. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Çelik, DEM Parti içerisinde gerçekten sorumlulukla konuşan, sağduyulu konuşan milletvekilleri olduğunu ifade etti.

Birkaç kişinin sistematik olarak tutum sergilediklerini dile getiren Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanı'mızı, Sayın Devlet Bahçeli'yi hedef aldılar. Daha sonra da bizim genel başkan yardımcılarımızı, bakanlarımızı hedef alıyorlar ve sürekli olarak da bunu kendilerinin çözüm istediği, AK Parti'nin ise buna karşı çıktığı şeklinde bir konumlandırma yapıyorlar. Tabii kullandıkları cümleler siyasi açıdan son derece niteliksiz cümleler. Yani siyasi bir karşılığı olmayan cümleler." diye konuştu.

Siyasette siyasi eleştirinin çok kıymetli olduğunu vurgulayan Çelik, "Biz eleştiri yapanları son derece saygıyla karşılarız. Fakat o cümlelerde, bizim bakanlarımızı, genel başkan yardımcılarımızı kişiselleştirerek hedef alan cümlelerde bir siyasi eleştiri yok. Daha çok birilerine mesaj vermeye çalışan bir faaliyet raporu gibi gözüküyor." dedi.

Çelik, birilerinin bu süreçlere karşı olabileceğini, onları gördüklerini belirterek, bu süreçle ilgili olarak AK Parti'de sorumluluk almış ve gayret eden kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma bulunduğunu kaydetti.

Bu algoritmayı çok iyi tanıdıklarını, geçmiş süreçlerde de bunu gördüklerini anlatan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu algoritma şöyle çalışıyor, sürekli olarak çözümden bahseder, çözüme destek vermekten bahseder ama sürekli olarak maksimalist taleplerde bulunarak ya da kendilerinin dediklerinin dışındaki bir şeyi sürekli olarak yargılamaya çalışarak, sorgulamaya çalışarak esasında algoritmanın mantığı gereği çözümsüzlüğe hizmet eder. Yani 'çözüme karşıyım' diyemez ama algoritmayı böyle çalıştırır. Bu tabii çok yanlış bir şey. Yani siyasi eleştiri başka bir şey, faaliyet raporu başka bir şey.

Sayın Cumhurbaşkanı'mıza da zaman zaman niteliksiz sözler söyleyenler oldu. Sayın Devlet Bahçeli'ye dönük olarak da oldu. Bunlara gereken cevabı verdik. Ama şimdi sürekli olarak birilerinin 'Ben örgüt adına konuşmuyorum ama' diyerek cümle kurup, sürekli olarak örgütün söylediği cümleleri dillendirmesi, örgüttekilerin de siyasette konuşulması gereken konular konusunda bir yön vermeye çalışması, orada bir problem olduğunu gösteriyor. Bu problem tabii bizim problemimiz değil. Biz sonuç olarak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeden terörün Türkiye gündeminden çıkmasını anlıyoruz.

Bir de tabii bu cümleler kurulurken sürekli olarak 'Biz özgürlükten yanayız, çözümden yanayız, demokrasiden yanayız' diye kuruluyor. Önemli olan bu cümleleri kurmak değil. İsmi özgürlük ve demokrasi olan ama zıt yöne hareket eden çok sayıda parti var Avrupa'da."

DEM içerisinde sağduyulu, dengeli konuşan ve basiretli konuşan milletvekilleri bulunduğunun altını çizen Çelik, fakat birkaç kişinin de sistematik olarak çözümden yanaymış gibi cümleler kurup, aslında algoritmayı işletme biçimleri itibarıyla süreci enfekte etmeye dönük birtakım çıktılar ürettiklerini gördüklerini kaydetti.

Odaklandıkları konunun, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sağlıklı bir şekilde hedeflerine ulaştırmak olduğuna işaret eden Çelik, bu niteliksiz cümleleri kuranların sürekli olarak odağı ve merceği değiştirmeye çalıştığını ifade etti.

"Odak, PKK terör örgütünün feshedilmesi ve silahlarını tamamen bırakarak Avrupa'daki legal görünümlü yapılarıyla ve illegal yapılarıyla tamamen ortadan kalkmasıdır." diyen Çelik, bununla ilgili olarak da Meclis komisyonunda da ifade edilen bir teyit mekanizması olduğunu söyledi.

Bu cümleleri kuranlardan hiçbir tanesinin bugüne kadar "PKK silah bırakmalıdır" cümlesini kurmadığına dikkati çeken Çelik, bunun son derece dikkat çekici olduğuna işaret etti.

Çelik, "Sürekli olarak iktidara ödev veriyorlar, sürekli olarak devlete ödev vermeye kalkıyorlar, sürekli olarak bakanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza kişiselleştirilmiş birtakım saldırılarda bulunuyorlar. Tabii bizim odak noktamız Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak olduğu için bunlara tek tek cevap vermiyoruz. Ama bu şekilde konuşanların hiçbir şekilde 'PKK silah bırakmalıdır' cümlesini kurmamasının altını çiziyorum." şeklinde konuştu.

"Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde sürecin işlemesinin imkanı olmaz"

Yüce Meclis'in, çok nitelikli bir komisyon çalışması yaptığını, toplumun hemen hemen her kesimini dinlediğini, toplumda "Ben bu konuda söz söylemek istiyorum." diyen herkesin davet edildiğini anlatan Çelik, Meclis Başkanı'nın son derece kapsamlı bir yönetim modeli sergileyerek o komisyonda bulunan partilerdeki milletvekillerinin sürece katkılarıyla birlikte güzel bir rapor çıktığını ifade etti.

Çelik, raporun sonunda "Silah bırakmaya bağlı olarak yasal düzenlemelerin yapılması"nın bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:

"Daha komisyonun raporunun yayınlanmasından bir hafta sonra ve bunun bir teyit mekanizmasıyla, rapor bunu söylüyor. Güvenlik güçlerinden oluşan bir teyit mekanizması bunu teyit edecek. Diyecek ki, 'Bu örgüt silah bıraktı mı, bırakmadı mı?' Devlet kurumları bunu teyit edecek. Daha raporun yayınlanmasından bir hafta sonra o bahsettiğim kişilerden bir tanesi çıktı, 'Teyit mekanizması süreç üzerinde bir yük oluşturmamalıdır' gibisinden bir şey söyledi. Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde, bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz. Yani algoritma dediğim hani çözümden yana gibi gözüküp çözüm karşıtı bir algoritma üretmek dediğim bu.

Teyit mekanizmasını yük görmek, bunu bir yük olarak ifade etmek ya da bunu süreci tıkayacak bir mekanizma olarak kodlamak ya da bunu bir şekilde kodlamaya çalışmak şu demektir. Bunun alt yazısında, bu silah bırakma sürecine örgütün karşı olduğunu ifade etmektir. Bunu birtakım incelikli kavramlarla ve yollarla ifade etmenin bir şeyi yok."

"⁠Terörün Türkiye ve bölge gündeminden çıkarılması kardeş halkların faydasınadır"

AK Parti'nin hedef alınmasının arkasına CHP güzellemesi yapıldığını dile getiren Çelik, "CHP'yi de güzellemek istiyorsa birileri güzelleyebilir ama bunu bizim üzerimizden yapmasınlar. Yani bizi hedef alarak yapmaları yanlış." dedi.

Çelik, bu komisyonda bu milletvekillerinin bir kısmının da bulunduğunu ve orada "Kritik eşik silah bırakmadır. Silah bırakmaya bağlı olarak şu adımlar atılacaktır." ifadesinin açık bir şekilde yazıldığını hatırlattı.

Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge sürecinin bir devlet politikası olduğunu vurgulayan Çelik, "Terörün Türkiye ve bölge gündeminden çıkarılması, bölgemizdeki gelişmeler de dikkate alındığında hem komşu ülkelerdeki kardeş halkların faydasınadır hem de ülkemizin gelecek hedefleri açısından olması gereken bir şeydir." dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, PKK'nın eylemlerinin Kürtlere, DEAŞ'ın eylemlerinin de Sünnilere mal edilemeyeceğine dikkati çekerek, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"'Süveyda'daki ayrılıkçı o Dürzi liderin eylemleri Dürzi kardeşlerimize mal edilemez. 'Esed'in Şebbihalarının eylemleri hiçbir şekilde Nusayri kardeşlerimize mal edilemez.' dedik. Bu ayrımları koruyor. Bu ayrımlardan da rahatsız olanlar var. Mesela biz Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimizin siyonizmin onları İran'a dönük saldırganlığının parçası haline getirmesi karşısında basiretli tutumlarını son derece kıymetli bulduğumuzu ifade ediyoruz. Ama orada PJAK, Komala ve benzeri örgütlerin başka bir faaliyet içerisinde olmasını eleştiriyoruz ve ona dikkat çekiyoruz. Bundan da rahatsız olanlar var. Terörle belli etnik ve mezhep grupları özdeşleşsin diye bir gayret içerisinde olanlar var. Bu bizim çok iyi tanıdığımız bir algoritma. Burada mevzu, siyasi eleştiri mevzusu değil. Sanki çözümden yanaymış gibi aslında çözümü tıkayacak bir algoritmanın çalıştırılması mevzusu. Biz kaç yıldır iktidardayız, kaç tane seçime girmişiz. Bir gün içerisinde yüzlerce eleştiri alıyoruz. Biz eleştirilirsek, onun da cevabını veririz. Bunda bir mesele yok. DEM içerisinde son derece sağduyulu davranan, siyasi eleştirisini yapan ve bu dengeyi koruyan sayın milletvekilleri de var. Onlarınkinin biz daha değerli bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz."

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: